Sporben Otizm Derneği Kurucusu Bener Erkorur 14/16’ya konuk oldu

02 Nisan 2019 Salı
Fenerbahçe Televizyonu’nda yayınlanan 14/16 programının bugünkü konuğu Sporben Otizm Derneği Kurucusu Bener Erkorur oldu.

Otizm konusundaki çalışmalarıyla ve Fenerbahçeliliğiyle fark yaratan bir isim olan Bener Erkorur, 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü’nde otizmle ilgili bilgiler verdi.

Otizm konusunda fark yaratmaya çalıştığının altını çizen Bener Erkorur, “Fenerbahçe Spor Kulübü’nde bir futbolculuk dönemi yaşadım ve devamında antrenörlük de yaptım fakat herkesin bir kader çizgisi olduğuna inanan bir insanım. Kader de beni otizm ile tanıştırdı ve 2000 yılında otizm projelerine başlayarak bugüne kadar 800’ün üzerinde otizmli bireyin hayatına dokunarak otizm ve spor alanında çalışmalar yapıyorum. Otizmin toplum içerisinden yayılması için çaba veriyorum. Otizmli bireylerin hayatlarında yarattığımız farkla hem Türkiye’de hem de dünyada farklı çalışmalar yaptık. Fenerbahçe Spor Kulübü’yle de 2016’dan bu yana da otizmde farkındalık oluşturmak, otizmli bireyleri hayat katmak ve en önemlisi olan otizmli bireyleri eğitim hayatından uzaklaştırma konusuna bir dur dedik. Bunun sonucunda da geldiğimiz noktada Mehmet Can Hacılar adında öğrencimiz bu Fenerbahçe Koleji’nde eğitim görüyor.” dedi.

Otizme dair çok özel bir hikayeye sahip olduğuna vurgu yapan Bener Erkorur, “Benim otizmle tanışmamın da ilginç bir hikayesi ve bunu sizinle paylaşmak isterim. Benim hikayem de çok özel. Bir spor kulübünde tenis antrenörlüğü yaparken orada çeşitli davranışlarda bulunan, farklı bir çocukla tanıştım ve adı Burak Erdoğan’dı. Onu tanımaya çalıştım, onun yaptığı her şeyi yaparak önce aramda bir ilişki oluşturmaya başladım ve devamında onun dünyasına girdim. Çeşitli el hareketleri vardı ve otizmli bireylerin çok farklı bir beyin gelişim sistemleri var. Bunları keşfeder ve onlar gibi hissetmeye başlarsanız onların yüreklerinde fark yaratırız. Benim 19 sene önceki hayalim, Burak’ın tenis oynamasıydı ve geçtiğimiz yıl düzenlenen Otizm Cup Tenis Turnuvası’nda,  Burak ile Roberto Soldado tenis oynadılar. Bu sayede birçok otizmli bireyin de tenis oynayabileceği görülmüş oldu.” şeklinde konuştu.

Otizmin ne olduğuna dair bilgiler de paylaşan Erkorur, “Otizm, tanımlandığında nörogelişimsel bozukluk olarak lanse ediliyor. Ancak ben otizmin, bir hastalık olmadığını, bir engellik durumunun asla olmadığını, otizmin sadece bir farklılık olduğunu düşünüyorum. Şu anda dünyada 59’da 1 çocuklar otizm riskiyle doğuyor. Bu çok ciddi bir oran ve yapılan araştırmalarda Türkiye’de 10 kişiden 8’i otizmi tanımıyor. Bu nedenle aileler çok zor durumda ve çaresiz. Bu noktada bizler de bir misyon yükleniyoruz.  Ben, otizmli bireylerin beyinlerindeki işletim sisteminin çok farklı olduğunu düşünüyorum. Ben de bunu spor aracılığıyla keşfettim. Bütün hayatımı da bu çocuklara adadım ve sporla hayata kazandırmaya çalışıyorum. Geldiğim noktada da 8 sporcuyla 18 madalya aldık. Bu da dünya ve Türkiye rekorudur. Şu andaki en büyük hedefim, otizmli bireylerin spordaki başarılarıyla birlikte toplumun içerisinde başarılı olmalarını sağlamak. Yani bizlerin içerisinde yer almaları. 2 Nisan Dünya Otizm Günü ve bu özel günde verilecek en güzel mesaj, bu çocukların birere hastalık sahibi değil, farklı olduklarıdır.” ifadelerini kullandı.

Fenerbahçe ile çok sayıda projeye imza attıklarını ve bu sayede otizm farkındalığını artırmayı hedeflediklerini de dile getiren Bener Erkorur, “Çok farklı bir dünyanın içerisindeyim. Oradaki mutluluğu tatmak için oradaki insanların hayatına dokunmanız gerekiyor. Aynı zamanda otizmli bireylerin hayatlarına dokunurken onların ailelerine de dokunmuş oluyorsunuz. Biz, otizmin bir renginin olmadığını düşünüyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü ile projelere başladığımda tüm topluma bunu aktarıyorum.  Fenerbahçe ile bugüne kadar “Otizme Gol At” ve “Otizme Servis At” gibi projeler yaptık. Otizm farkındalığını artırmak istiyoruz. Aynı zamanda otizmli çocuklarımızı eğitim-öğretim hayatına kazandırmak istiyoruz.” dedi.

Bener Erkorur, sözlerini şu şekilde noktaladı:

“Fenerbahçe’de görev almış biri olarak burada kazandığım tüm değerleri otizme taşıdım. Sonuçta buradan aldığım eğitim, terbiye ve bakış açısı beni buralara getiriyor. Çünkü başarı biten bir şey değil, tam tersi sürekli devam eden bir olgu. Fenerbahçe ile çok daha fazla bireye ulaşmak istiyoruz."